ASSOS – Behramkale

Assos, Edremit Körfezi ile Lesbos Adası’nın (Midilli) karşısında, bir volkanın eteğinde, andezit kayalıkları üzerinde
kurulmuş, antik çağların önemli yerleşim merkezlerindendir. Assos’un güneyinde Ege Denizi ve Lesbos
Adası, kuzeyinde Troya, batısında Lekton (Babakale) şehri, doğusunda İda (Kaz Dağı) ve güney doğusunda Pergamon(Bergama) şehri ile çevrilidir.

Kentin bulunduğu konumun o dönem içerisindeki önemli kentlere yakınlığı, bir liman
kenti olan Assos’un ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişimine büyük katkı sağlamıştır.

Assos (Grekçe: Άσσος, günümüzde Behramkale), Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı, Edremit Körfezi’nin kıyısında yer alan bir
antik kent olup, tarih boyunca Yunan, Makedon, Pers dönemlerinde yerleşim gören bölge Orta Çağ’da terk edilmiştir.

Assos doğayla tarihin iç içe geçtiği, insanı büyüleyen tarihi bir yerdir. Milattan önce 1. yy’den itibaren
özellikle Ege’deki adalardan buraya göç olduğu düşünülmektedir.

Assos’ta bulunan Athena Tapınağı ise M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenir. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi’ni koruyucu özelliğine
bakan bu Dorik tapınak eski ihtişamı ile restore edilmiştir. Assos Athena tapınağı Anadolu’daki en eski Dorik tarzdaki
tapınakların başında gelir.

Şehrin bir diğer turistik özelliği de tapınaktan görülen muhteşem manzaralarıdır. Tapınağın kalıntılarına vuran ay
ışığını seyretmek muhteşemdir. Aynı şekilde güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin üstünde Edremit Körfezi’nin şahane
görüntüsü ile birlikte çok hoş bir uyum yaratır. Tepeden denize doğru Agoralar, bir tiyatro ve bir de Gymnasium görülebilir.

Akropol’un kuzey köşesinde, ören yerinin çıkışında 14 üncü yüzyılda, Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılmış olan bir cami
vardır. Gözlem alanınızın içerisinde bir köprü ve bir de kale bulunur. Harabelerin alt kısmında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

Aktif olduğu zamanlarda Assos, bulunduğu bölgedeki tek büyük limana sahip olduğu için geçen gemiler sayesinde zengin olmuştur. Kentin ayrıca büyük bir amfitiyatrosu da vardır.

Gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan biri, Aristo hayatının bir dönemini burda geçirmiştir. Milattan önce 347 ve 344 yılları
arasında bir felsefe okulu kurmuş ve işletmiştir. Amacı Eflatun’un ( Platon ) ünlü eseri Devlet’te ( Republic )
sözünü ettiği ideal devlet şeklini hayata geçirmekti. Bu amaçla Atina’dan kalkıp buraya gelmiştir.

Önce Midilliler yerleşir Assos’a, daha sonra Persler ele geçirir Assos’u ve Kent’i yağmalar ardından İskender Perslerle savaşıp
şehri ele geçirir ve sırasıyla Romalılar, Bizans hüküm sürüyor bu şehirde ve en son 1330’da Osmanlı egemenliği altına girer bu tarihi şehir.

Assos, Romalılar döneminde St.Pavlus tarafından ziyaret edilmiştir ve kent bu nedenle halen
Hristiyanlarca kutsal olarak kabul edilir.

Assos Tarihi

Assos, Edremit Körfezi ile Lesbos Adası’nın (Midilli) karşısında, bir volkanın eteğinde, Andezit Kayalıkları üzerinde kurulmuş, Antik Çağların önemli yerleşim merkezlerindendir.

Assos’da kesinlik kazanmaması ile birlikte Tunç Çağı’nda (M:Ö.3000-1200) burada yaşayanların olduğuna dair arkeolojik kalıntılar bulunmuştur. Homeros, Tiria’nın güneyinde Leleglerin yaşadığını, bunların Troia Savaşı’nda bölgede denizcilik ve korsanlık yaptıklarını belirtmiştir.

M.Ö.VII.yüzyılda, Thrakia ve Mysialıların yerleştiği Güney Troias, Lesbos(Midilli) üzerinden gelen Aioller tarafından işgal edilmiştir. Bu dönemden söz eden Strabon da, Methymna’lı göçmenlerin Assos’a yerleştiklerini ve Assos’un 20 km. doğusunda yarı barbar bir kavim olan Gargaralıların kenti Gargara’ya da değinmiştir.

M.Ö.560’da bütün bu yöre Lydialıların eline geçmiş ve Batı Anadolu kentleri gibi Assos’da onların satraplığına bağlanmıştır. Ancak Salamis’de Perslerin yenilmesi ve İskender’in Anadolu’ya gelişi ile bağımsızlığına kavuşmuştur.

M.S.5.yüzyılda Atina’nın güçlenmesi sonucunda Delos Deniz Birliği kurulmuştur (MÖ.478). Phokaia, Samos, Teos, Pitane, Miletos, Lesbos gibi İon ve Aiolia’nın güçlü kentleriyle birlikte kurucu üye olarak Assos’da bu birliğe katılmıştır.

M.Ö.412’de Pers kralı Dareios ile antlaşma uyarınca Ispartalılar, onların Anadolu kıyılarında yeniden güçlenmeleri için yardım etmişlerdir. Böylece Ispartalı Nauarkhos, Lysandros’un yardımı ile Persler, Atina donanmasını M.Ö.407’de yenmiş, bunun ardından gelen Aigos Potamos yenilgisi (M.Ö.405) ile Batı Anadolu kıyılarında yaşayanlar yeniden Perslerin egemenliğini kabul etmek zorunda kalmışlardır.
M.Ö.387 yılında yapılan Antalkidas barışından hemen sonra aslen tüccar olan Eubolos kendisini Assos kralı ilan etmiş ancak, ölümünden sonra hizmetkarlarından Hermesias yönetimi ele geçirmiştir.

Hermesias’ın bağımsızlığı M.Ö.345 yılına kadar sürmüş, davetini kabul ettiği Pers generallerinden Rhodoslu Memnon tarafından esir alınarak sorgulanmak üzere Pers başkentine göndererek çarmıha gerdirmiştir.

M.Ö.334’de İskender Granikos Çayı kenarında yaptığı savaşta Persleri yenerek bölgeyi onların egemenliğinden kurtarmıştır. İskender’in ölümünden sonra Assos, onun komutanları ile Seleukoslar arasında pazarlık konusu olmuştur. Assos yöresi bir ara Troias’ı işgal eden Galyalıların eline geçmiştir.
Bergama krallığının güçlenmesi ve M.Ö.216’da Arisbe’de yenilmeleri üzerine Galyalılar yöreden çıkarılmıştır. Bundan sonra Assos Bergama krallığı ile birleşmiş, bu durum M.Ö.133’e Attalos’un krallığını vasiyet yoluyla Roma İmparatorluğu’na bırakmasına kadar sürmüştür.

Roma döneminde Assos büyük gelişim göstermiştir. Assos’u ziyaret eden St.Paul ve St.Lukos, kentin Hıristiyanlığı kabul etmesinde etkili olmuştur. Anadolu’da Hıristiyanlığı en erken kabul eden kentler arasında Assos’da yer almıştır.

Haçlı Seferleri sırasında Federik Barbarossa Çanakkale Boğazı’nı geçtikten sonra Assos ve çevresini tahrip etmişlerdir. 4.Haçlı Seferinde de İmparator Balwin’in kardeşi Hendi de Hainault kenti ele geçirmiş ve bundan sonra Assos 20 yıl Frankların yönetiminde kalmıştır.

Bizanslı  komutan  Makhron  Yönetimindeki  Assos, 14.yy başlarında Osmanlılar tarafından  ele geçirilir.

Assos çevresinde kenti besleyecek verimli toprakların olmayışından hayvancılık, meyva, şarap ve zeytincilik geçim kaynağı olmuştur. Bunun dışında demir ve gümüşü işlemişlerdir. Nitekim akropolün doğu yamaçlarında demir cevheri bulunmuştur. Liman hizmetleri, gümrük bir başka gelir kaynakları idi. Assos’un koruyucu tanrısı Athene idi. Onun dışında Hermes, Tykhe, Asklepios da saygı gören Olympos tanrılarındandı.

Assos sikke basımına M.Ö.VI.yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. Çoğunlukla sikkelerin yüzünde Athena başı, diğer yüzünde grifona yer verilmiştir. Bunun yanı sıra Medusa başı, arslan başı, üzüm salkımı, kuğu tiplerine sikkeler üzerinde yer vermişlerdir.

Arkeolojik Çalışmalar

Assos, 18. yüzyılda bir çok gezgin tarafından ziyaret edilmiştir. Gezgin ve araştırmacıların ifadelerine göre kentteki bir çok yapı onların zamanında çok iyi korunmuş halde ayakta durmaktaydı. Tapınağa ait bazı bloklar 1838 yılında Sultan II. Mahut tarafından Fransız arkeolog Raoul-Rochette, hediyesi olarak verilir ve Louvre Müzesi’ne götürülür.

Amerikan Arkeoloji Enstitüsü 1881 yılında Osmanlı Devleti’inden Assos’ta kazı yapma iznini aldı. J. T. Clarke, F.H. Bacon kazı çalışmalarını 1883 yılına kadar sürdürdü. Kazı sonunda çıkan eserlerin 3/2’si Osmanlı Devletine 3/1’i ise Amerikan kazi heyetine verilir.

Tam yüz yıllık bir aradan sonra Assos kazı çalışmaları 1981 yılından  Prof.Dr. Ü. Serdaroğlu tarafından başlatılarak ve 2005 yılında ölümüne kadar devam edilir. 2006 yılında itibaren arkeolojik kazılar Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi adına Doç.Dr. Nusret Arslan tarafından yürütülmektedir.

Assos’taki kalıntılar arasında Akropolisdeki Athena Tapınağı, Bizans surları, Hüdavendigar Cami, akropolisin eteklerinde arkaik devirden günümüze kadar iyi korunmuş antik yol ve iki kenarındaki mezarlar, şehir sur duvarları, Gymnasion, Agora, Stoa, Bouleuterion, tiyatro ve kilise sayılabilir.

Assos’un konutlarının yer aldığı bölümde henüz kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın maddi desteği ile sürdürülmektedir.

Assos Kültürü

Panayır

Romalılar zamanından beri kurulan panayırın hala devam etmesi çok nostaljik…  Mayıs sonu 3 gün kurulan panayır Assos halkının heyecanla beklediği bir çeşit pazar, eğlenme, yeme-içme yeri. Eskiden pazarlar olmadığı için yöre halkı senede bir kere kurulan bu panayırlardan ihtiyaçlarını giderirmiş.

Asılardan beri kurulan Ayvacık Panayırına civar şehirlerden gelen esnaflar da tezgah kuruyorlar. Yöre halkı en güzel kıyafetlerini giyerek geliyor panayıra. Köylerde, Assos’da kimseler kalmıyor panayır günlerinde. Tam bir cümbüş, kokular, renkler, sesler birarada…

İlginç Bayramlaşma

İlginç Bayramlaşma

Ayvacık Halısı

Ayvacık Halısı :Ayvacık İlçesine Bağlı Köylerde Doğal Boya Yöntemi Kullanılarak El ile Dokunan Halılar, Solmama Konusunda 100 Yıl Garantili Olarak Satılıyor.

Ayvacık adını halıları ile duyurmuştur. Zengin bir tarihe sahne olan bu bölge, etnolojik ve sanatsal bakımdan da zengindir. Yöreye daha önce yerleşen Türkmen aşiretlerinin kültürü ile sonradan gelen Manav, Pomak, Bulgar, Çerkez, Yörük, Tahtacı, Çepni, Alevi, Samanların kültürel özellikleri ve zenginliği harmanlanınca, Çanakkale’nin bugünkü sosyal ve kültürel çatısı ortaya çıkmıştır.

Geleneksel El Dokumacılığı, yöre halkının Troya’dan beri en köklü geleneğidir. Ayvacık’ta ve köylerindeki evler dolaşıldığında, çoğu evde tezgah (halı, kilim, dokuma) olduğu görülür. Bu tezgahlar her zaman kullanılmasa da , her an el altındadır.

Halı ve kilim, yöredeki geleneksel dokumaların başında gelmektedir. Çarpana, sili (zili), aba, keçe, şayak, ipek, keten ve pamuk iplikle dokunan Adances gibi dokuma çeşitleri yörede dokunur.

Tarihte halıcılık
Çanakkale yöresinde halıcılık 15. Yüzyıldan beri yaygın olarak yapılmaktadır. Selçuklu Dönemi’nde Batı Anadolu’ya yerleşen Yörük ve Türkmenler, Selçuklu sonrası Antik kazdağı yöresinde yoğunluk kazanmışlardır. Beylikler döneminde Karesi ve Saruhanoğulları Beylikleri yönetiminde kalmış Çanakkale yöresi, Bektaşilik inancındadır. 1353 yılından itibarın Osmanlı Devleti’nin önemli yörelerinden biri olmuştur.

Yörede Bektaşilik inancıyla birlikte Şaman inancının izleri de Yörük ve Türkmenler arasında günümüze kadar devam ettiği görülür. İmparatorluk döneminden beri yöre camilerinde biriken pek çok halı ve kilim, Cumhuriyet döneminde vakıflar tarafından toplanmıştır.

Nasıl Dokunur
Yörede koyunlar iki kez kırkılır. İlki Mayıs -Haziran arasında, ikincisi de Eylül ortalarından Ekim başlarına kadardır. İlk kırkılana “Kış Yapağısını’nın elyaf boyu 13-15 cm iken Yaz Günü’nün elyaf boyu sadece 6-7 cm gelmektedir. Bu yüzden elyaf boyu daha uzun olan kış yapağısı halılarda kullanılmaktadır.
Ayvacık Halıları genellikle Astar Tezgahlarda dokunur. Bu tezgahlargöçebe kültürünün izlerini taşımaktadır. Yörede kış yapağısıkullanılmaktadır. Ama üretime aynı kalitede yapağı bulmak yeterliolmadığı için, Konya’dan getirtmektedir. Vakfın aldığı yapağılaryıkanmış ve taranmış durumdadır.

Halı dokuyucular aldıkları ham madde halindeki yapağıyı ellerindebükerler, ılmelik iplikleri, özgülükleri ve atkı ipliklerini çıkrıktaeğirip bükerler. Bükülen iplikler boyahaneye getirilerek boyacıtarafından önce mordanlanır. Mordan, boyama işleminde kullanılanyardımcı maddelerdir. Mordanlar boyayı tespit eder ve yeni renktonlarının oluşmasını sağlar. Siyahlar dışında mordanlanan kelep (çile)halindeki iplikler bitkisel boyar maddelerle boyanır. Siyah rengeboyanacak iplikler ise önce boyanır, daha sonra mordanlanır. Ayrıcamaviler için doğala eş değerde indigo kullanılır.
Ayvacık vakıf halılarının renkleri (mavi hariç) kırmızı kök, papatya,muhabbet çiçeği mazı kopağı, meşe palamudu gibi yörede bulunanbitkilerden gelmektedir. Sadece mavi renk ithal olarak Almanya’dangelen indigodan boyanmaktadır. Boyanan iplikler üyeye dokuyacağı halıdeseni ile birlikte verilir.

Ayvacık Vakıf halılarının desenleri geometrik ve sembolize edilmiş geleneksel motiflerden oluşmuştur. Motifler sonsuza uzanan tarzdaki kompozisyonlarla yerleştirilmiştir.
Motiflerin yöresel adları, kendileri kadar ilginçtir. Tumali, Sarıbaş, Yeşjlbacak, Bostan Elek, Kızıllı, Çarklı Elek, Baratlı, Karabudak, Dokuz Çiçek, Altıntabak, Türkmengülü (Kadıya Bok Yediren, Kurttabanı, Burmalı), Eli belinde (Boynuzlu), Üzümlü – Lambalı, Elmalı Su Halısı (Tetra), Yıldızlı (Çakmaklı) Okulu (Kızıllı, Avunya Halısı), Hayat Ağcı (Sıralı Sırana), Cami Halısı, Oniki Çiçek, Kozaklı, Türkmen aynalı Sekizgen Madalyonu gibi isimleri bulunmaktadır.

Çok eskiden Çanakkale yöresinde dokunmuş halılar, Bergama’da toplanıp İzmir Limanı’ndan ihraç edildiği için, bu halılar Bergama halı Ailesi’ne dahildir. Pek çok motif benzerliği olduğu halde Çanakkale Ayvacık Halıları kompozisyon, desen ve renk uyumu yönünden özgündür. Dokuyucular arasında “bordur” ve “ince bordür” öz Türkçe sözcüklerle kullanılır. “Bordür”e “Su”, “ince bordür”e ise “ince su” adı verilmiştir.

(Kaynak: www.ayvacik.biz )

Assos Taşı

Assos Taşı
Assos’da evler yüzyıllardan beri, yöreden çıkan andezit taşından yapılıyor. Bu taş pembe rengi ve sağlam yapısıyla dikkat çekiyor. Köy, volkanik bir tepe üzerine kurulu olduğu için ‘andezit’ taşı etrafta bolca bulunuyor. Assos antik kentinin de bu taştan yapıldığı görülüyor. Önceleri dışarıya da verilen andezit taşının artık köyün dışına çıkması yasaklanmış.

Assos antik kentinin surlarıyla çevrili şimdiki adıyla Behramkale Köyü, 80’li yıllarda sit alanı ilan edildiği için artık yeni ev yapılmıyor. Sadece varolan taş evler assos taşı ile restore edilebiliyor.
Yapılanma yasağından sonra sur dışına yeni bir mahalle kurulmuş. Bu mahallede de bazı evlerin assos taşından yapıldığı görülüyor.

Assos ve Felsefe

Assos’un felsefe dünyasında özel bir yeri var. Dünyanın en önemli filozoflarından biri olan Aristotales hayatının 3 yılını Assos’da geçirmiş ve  M.Ö. 347-344 yılları arasında burada bir felsefe okulu kurmuş.

Okulun kuruluş hikayesi şöyle:
Assos Kentinin yönetimini eline geçiren banker Eubulos bağımsızlığını ilan eder. Onun ölümünden sonra yönetimi kölesi olan Hermenias el alır. Eubulos zamanında felsefe eğitimi için Platon’un Atina’daki okulu Akademi’ye gitmiş olan Hermenias, orada tanıştığı Aristo’yu Assos’a davet eder. Hermenias, Platon’un ünlü eseri Devlet’de anlattığı ideal devlet yönetimini uygulama hevesindedir.

Aristo, hocası Platon’un ölümünden sonra M.Ö. 347’de Assos kentine gider. Burada Hermias’ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. Hermenias’ın yeğeni Pythias ile evlenir. Okulda geçirdiği 3 seneden sonra M.Ö. 344 yılında, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır.

Oğlu İskender (Büyük İskender) için iyi bir öğretmen arayan II. Philip, görevi, Assos’taki okulun yöneticisi olan Aristo’ya önerir ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Philip’in oturmakta olduğu Pella’ya gider.
Dostu Hermenias’ın Persler tarafından çarmıha gerilerek öldürüldüğünü Pella’da öğrenir ve M.Ö. 343’de onun adına bir kaside yazar.

Günümüzde Assos felsefeciler için hala önemini koruyor. Bunda Assos’da Felsefe toplantılarını başlatan Örsan K. Öymen’in katkısı büyük. Kendisi 2000 yılından beri Assos’da felsefe toplantıları düzenliyor.

Assos’ta Felsefe Toplantıları

Assos’ta Felsefe etkinliğinin fikir babası, kurucusu ve direktörü Örsan K. Öymen. Kendisi FMV Işık Üniversitesi Öğretim Üyesi . ODTÜ’deki öğrencilik yıllarında hayalini kurduğu Assos’ta Felsefe’nin ilk buluşmasını Eylül 2000’de gerçekleştirmiş. Assos’ta Felsefe toplantıları kendisinin başkanlık yaptığı Felsefe Sanat Bilim Derneği tarafından organize ediliyor.

Assos’da Felsefe, felsefe tutkunlarını Assos’ta buluşturarak, yapaylıktan uzak, doğal bir tartışma, diyalog, karşılıklı etkileşim ortamı yaratmayı hedefliyor. Aristoteles’in burada felsefe dersleri verdiği yıllardan sonra, yani binlerce yıl sonra, Assos’a felsefeyi yeniden getiren ilk hareket olma  özelliğini taşıyor.

Toplantılar

Toplantılara katılan herkes konuşma, düşüncelerini aktarma ve geliştirme şansına sahip. Konuşmacının sunuşundan sonra, yaklaşık bir saat süren sunuş süresi kadar bir zamanı, soru ve yanıtlara, konuşma üzerine yapılan yorumlara, karşılıklı düşünce alışverişine ayırıyorlar. Amac sadece konuşmak veya “vaaz vermek” değil, tartışmak, diyalog, karşılıklı etkileşim ve düşünce alışverişi olarak belirlenmiş.

Hem uluslararası hem de ulusal çapta toplantılar yapılmakta. Uluslararası toplantıların dili İngilizce. Doğallığı, spontaniteyi korumak ve olası çeviri hatalarından doğabilecek yanlış anlamaları önlemek amacıyla herhangi bir çeviri yapılmıyor. Katılımcılar, ağırlıklı olarak çeşitli üniversitelerin felsefe bölümlerinden hocalar, öğrenciler ve mezunlar.

Masraflar

Etkinliğe katılım için bir ücret talep edilmiyor, herhangi  bir katılım şartı gerekmiyor. Katılımcıların bir başvuru formu doldurup ilgili adrese göndermeleri ve teyid almaları gerekiyor. Katılımcı sayısı sınırlı olduğu için önceden başvuru yapmakta fayda var. Yaklaşık 60 katılımcı ile yapılıyor etkinlik. Yurt içinden katılacaklar konaklamalarını kendileri ayarlıyorlar.

Detaylı Bilgi için: www.philosophyinassos.org

Assos Mimarisi

Aşağıdaki yazı Esra Karahan’ın 1985 tarihli Assos-Behramkale Üzerine Bir İnceleme  başlıklı yazısından derlenmiştir:

Assos-Behramkale Köyünün antik sur içinde kalan bölümüne 80’li yıllarda koruma amaçlı yapılanma yasağı konmuş. Sadece mevcut binalar onarılabiliyor.

Binalar büyük bir hızla el değiştiriyor. Yeni sahipleri binaları onarıp ya pansiyonculuk yapıyorlar ya da yazlık ev olarak kullanıyorlar. Onarımlarda yöredeki taş malzeme ve yerel ustalar kullanıldığı için, köyün genel dokusu bozulmuyor.

Köy için konulan yapılanma yasakları kıyı için de geçerli. Kıyıda yapılanma yasaklarının işlemesine biraz da doğa yardım ediyor. Dik yamaçlar, deniz ile arasına kimseleri sokmuyor. Böyle olunca kıyıda yapılanacak alanlar son derece kısıtlı kalıyor. Kıyıdaki mevcut binalar, onarılıp turizme dönük kullanılmaya başlanmış. Turizm hareketinin bina yükünü hemen yakındaki Kadırga Koyu yükleniyor.

Behramkale, Assos antik şehrinin taşlarından inşa edilmiş. Köy içinde dolaşırken sık sık devşirme malzemelerle karşılaşıyorsunuz.14. yy.’da 1. Murat Devri’nde yapılmış, ortaçağ  kulesinin önündeki caminin giriş kapısında da karşılaşıyorsunuz, Cumhuriyet sonrası yapılmış köy kahvesinin köşesinde de… Aradan geçen yaklaşık 6 yüzyıllık zamana rağmen ortak duyarlılıklarını hemen hissediyorsunuz. Devşirme malzemeler Behramkale’de her zaman yapılara özenle yerleştirilmişler. Bu parçalar yapılarla birlikte yaşama katılıyorlar.

YAPIM YÖNTEMİ

Rasim Dinçer anlatıyor. “Cihan Harbi öncesi köye taş ustaları gelir, kasım ayından kasım ayına bir yıl vadeyle ev yaparlardı. Köyün altı hep taşlıktır, o taşları kullanırlardı. Paraları zamanında ödenmezse yaptıkları evin kapısının önüne oturur, ateş yakarlardı.
Arnavutlara ateş yaktırmış olmak büyük ayıptı. Ev sahibi bu ayıba düşmemek için parayı ne yapar ne eder öderdi. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Arnavutlar köye gelmez oldular”

Rasim Dinçer’in dediği gibi nereye elinizi atsanız taş ile buluşuyorsunuz. Taş ustaları ellerinin altındaki taşlardan farklılarına ihtiyaç duyduklarında, keski ile çekiçlerini yanlarına alıp çevrede dolaşmaya çıkıyorlar.
Köy kayalıklarla çevrelenmiş. Üstelik bu kayalar son derece kolay işlenebiliyor. Usta işine yarayacak taşı gözüne kestirdiğinde, kabaca kesip traktöre yüklüyor. Ustaların ellerinde bu taş parçalan son derece basit elaletleri ile, lento, merdiven baskıcı söve ya da ocak oluveriyor.

Yörede çok iyi taş ustaları var. Turizmin ivme kazanmasıyla çevrede artan bina taleplerini karşılamak için soluksuz çalışıyorlar. Taş sıvanmadan doğal haliyle kullanılıyor.

Behramkale Köyü’nün sokaklarında yürüyorsunuz. Yürüdüğünüz yol taş kaplı. Taş; yoldan kalkıp bahçeduvarı oluyor, sonra bakıyorsunuz bahçe içinde döşeme olmuş, ocak olmuş, çeşme olmuş, derken evin duvarına kurulmuş.Sur içi yerleşmenin zemini kayalık olduğu için temel yerinin temizlenip 20 ila 30 cm. kadar kazılması yeterli oluyor. Ahır ya da depo olarak kullanılan zemin kat, 70 ile 100 cm. arasında değişen kalınlıklarda taş malzeme ile duvarları örülüyor. 1. Kat seviyesine gelindiğinde taş örgüsünde diş yapılıp duvar örgüsü 50 ile 70 cm’e düşürülüyor.

Poyrazın estiği yöndeki duvarlar genellikle diğer duvarlardan daha kalın tutuluyor. 1. Kat seviyesinde yapılan dişlere ana taşıyıcı kiriş konuyor. Mekanın ortasına da ana kirişi taşıyan dikme (evinin direği) yerleştiriliyor. Ana kirişin üzerine mertekler dizilip üzerleri taban tahtası ile kaplanıyor. Binalarda kullanılan tüm ahşaplar Kaz Dağı’ndan getiriliyor. 1. Katta yani yaşam katında mekanın ortasına dikme konulup kiriş ve mertekler yardımıyla düz toprak damın taşınması sağlanıyor.

1950’li yıllardan sonra evlerin ortasındaki taşıyıcı dikmeler ve düztoprak damlar kullanılmıyor. Eğimli çatılar ve kiremit çatı örtüsü tercih edilmeye başlanmış.

155 hanelik sur içi yerleşmesindeki evlerin tek tek gezilip incelenmesinden sonra ev planlarını üç ana başlık altında toplayabileceğimizi gördük.

1. Çekirdek plan tipi
2. Ön sofalı plan tipi
3. Orta sofalı plan tipi
•Tek katlı
•İki katlı

Evlerin genelde yüksek bahçe duvarları ev halini yabancı gözlerden saklıyor. Birazda iklimin getirdiği kolaylıklarla günlük yaşamın büyük bir bölümü bahçelerde geçiyor. Sokaktan bir büyük kapıyla önce bahçeye giriliyor. Sırtını bahçe duvarına yaslamış fırın, gölgesinde iş yapılan sohbetedilen asma, yörede “yer odası” denilen bahçeden düz ayak girilen tek katlı hacim ve tuvalet (ayakyolu) bahçenin vazgeçilmez öğeleri.

Assos Taşı

Assos’da evler yüzyıllardan beri, yöreden çıkan andezit taşından yapılıyor. Bu taş pembe rengi ve sağlam yapısıyla dikkat çekiyor. Köy, volkanik bir tepe üzerine kurulu olduğu için ‘andezit’ taşı etrafta bolca bulunuyor. Assos antik kentinin de bu taştan yapıldığı görülüyor. Önceleri dışarıya da verilen andezit taşının artık köyün dışına çıkması yasaklanmış.

Assos Antik Kenti’nin surlarıyla çevrili şimdiki adıyla Behramkale Köyü, 80’li yıllarda sit alanı ilan edildiği için artık yeni ev yapılmıyor. Sadece varolan taş evler assos taşı ile restore edilebiliyor. Yapılanma yasağından sonra sur dışına yeni bir mahalle kurulmuş. Bu mahallede de bazı evlerin assos taşından yapıldığı görülüyor.

Assos Civarı

Bozcaada

Bozcaada

Truva

Truva

Çanakkale

Çanakkale

Gelibolu Milli Parkı

Gelibolu Milli Parkı

Gökçeada

Gökçeada

Bozcaada’dan Assos’a

Bozcaada-Assos Sahil Yolu

Bozcaada’dan Assos’a geçmek isteyenler, Ezine üzerinden gitmek yerine sahil boyunca ilerleyen alternatif bir rotayı takip edebilir. Bu yol daha uzun ve bakımsız olmasına rağmen vaat ettiği güzellikler açısından daha eşsiz !

Geyikli Yükyeri iskelesinden çıktıktan hemen sonra yazlıklara doğru sapan sağdaki ilk yol, Assos’a kadar uzanan bu sahil yolunun başlangıcı.Yol boyunca sizi antik şehir kalıntıları, zeytin bahçeleri, ova manzaraları, tarihi kaplıcalar, ufak balık restoranları, gizli kalmış doğal plajlar ve piknik alanları bekliyor.

Yolun uzunluğu toplam 65 km. Yol üstünde sırasıyla mola verebileceğiniz görülmeye değer yerler ve Bozcaada’ya mesafeleri şöyle:

Odunluk iskelesi/ 4 km.
Eskiden Bozcaada feribotunun kalktığı iskele, güzel bir plajı var, iskelede salaş balık restoranları ve çay bahçeleri bulunuyor.

Dalyan Köyü/ 6 km.
Kırmızı renkli gölü ve Alexandra Troas antik şehrinin kalıntıları görülmeye değer, vaktiniz varsa gölün etrafında piknik yapın

Alexandra Troas/ 6,5 km.
Çok geniş bir alana kurulmuş antik kentin hala ayakta duran kalıntıları görülmeli

Kestanbolu Kaplıcası/10 km.
Günübirlik ya da konaklamalı kaplıca keyfi için

Tavaklı İskelesi/15 km.
Kendi halinde bir sayfiye yeri, kıyıdaki şirin restoran ve çay bahçeleri bulunuyor

Kösedere/ 20 km
Domatesiyle ünlü Kösedere işte burası !

Apollon Smintheus/ 40 km.
Ünlü Apollon tapınağı şirin belde Gülpınar’ın tam içinde, es geçmeyin. Son yıllarda o kadar çok kalıntı ortaya çıkarılmışki, çok etkileyici

Babakale/ 45 km.
Balıkçılarıyla ve el yapımı bıçakları ile ünlü. Asya’nın en batı ucu, kalesi konumuyla çok etkileyici, balık restoranları ucuz

Assos/ 65 km.
Tepedeki ünlü Athena tapınağında tüm Ege’yi selamlayın, büyüleyici bir ortamı var!

130 Görüntülendi
Open chat
1
Merhaba,
Nasıl Yardımcı olabiliriz ?
Powered by